İçeriğe geç

Her Şart ve Koşulda Tarım ve Hayvancılık

Kategori: Genel

Koronavirüs pandemisi sürecinin getirdiği olağanüstü şartlar, insanoğluna paranın yenmeyecek bir şey olduğunu, ne kadar para ve türevi yığarsanız yığın; Tarım ve Hayvancılık organizasyonu olmadığı sürece yaşamsal faaliyetler için gerekli olan gıda tüketiminin sağlanamayacağı hakikatini çarpıcı bir şekilde göstermiş oldu. Âdemoğlu, fıtratı gereği korku ve panik anında kendini korumaya almak ister. İşte böyle durumlarda da görüyoruz ki, esas yönelim, tüketim ürünü olan gıdalara doğru gelişmektedir.
Asıl olan gaye; gündelik ihtiyaçları asgari düzeyde karşılayabilme iç güdüsünü rahatlatabilmektir.
Bu nedenledir ki, hangi şart ve koşulda olursa olsun, memleketimizin Tarım ve Hayvancılık organizasyonu her daim var olmalı, desteklenmelidir.
Hele de böyle zorlu dönemlerde ivedi şekilde ekim-dikim seferberliği başlatılmalı, memleket sathının 81 vilayetinde kati surette boş arazi kalmayacak şekilde planlamalar yapılmalıdır ve bu planlamalar süreklilik esasına göre yetkili kurum ve kuruşlarca takip edilmelidir. Küresel çapta etki uyandıran bulaşıcı salgınlarda, dünya devletleri kendilerini izole ederler; ithalat-ihracat durma noktasına gelir. Öyle ki, hal ve vaziyet kendi kendine yetebilmekle sınırlı kalır.
Anadolu’muz, tarım ve hayvancılık organizasyonu namına ürün üretiminin en yaygın olduğu bir coğrafyada bulunduğu için, hem çeşitlilik açısından, hem de kendi kendine yetebilme adına bereketli topraklara sahiptir.
Tarım ve Hayvancılık organizasyonumuzu topraktan ahıra, ağıldan çatala gelecek şekilde yönetebilecek çok köklü müktesebata sahip kurum ve kuruluşlarımız da mevcuttur. Bu tür stratejik kurum ve kuruluşlarımızın varlığıysa, şu çetrefilli günlerde Cenâb-ı Rabbü’l-Âleminin bize bir lütfudur; şükür sebebidir.
Öyle ki Edirne Keşan’dan Kars’ın Digor ilçesine, Çanakkale Biga’dan Tunceli Çemişkezek’e; çiftçi Ayşe teyzeden üretici Ahmet amcaya ve köylü Mehmet ağa’ya kadar köy köy, fert fert organizasyon kabiliyeti olan köklü kuruluşlarımız aktif olarak Tarım ve Hayvancılık namına çalışmalarını sürdürmektedirler.
Böylesine muazzam bir yapı, Anadolu’muzun Tarım ve Hayvancılık organizasyonu bakımdan başat faktör olmasına yeter yetmesine de, gelgelelim, her sektörün başına bela olan ‘Borca Dayalı Para Sistemi’nin, yani faizin, tahrip edici etkisi Tarım ve Hayvancılık sektörümüzü de maalesef derinden etkilemektedir.
Bu durumdan kurtulmak için de en acil şekilde taban ekonomisi kaideleri, adil bölüşüm ilkeleri hayata geçirilmelidir.
Tarım ve Hayvancılık organizasyonu bünyesinde bu adımlar atılarak, memleketimizin her karesine nüfus edecek faizden arındırılmış alternatif para-kredi sistemi ile, hem refah seviyemizi yükseltebilir, hem de bölgenin öncüsü olma yolunda emin adımlarla yürüyebiliriz. Bu pekâlâ mümkündür!
Büyük devletlerin hep bir alternatif ‘b’ planı vardır.
Şimdi bizim ‘b’ planımızın devreye girmesi için fevkalade uygun bir zemin, yerinde bir konjonktürel ortam peyda olmuştur.
Tarım ve Hayvancılık organizasyonu ile iştigal eden kurumları, faizsiz bir modellemeye geçirmek zaruri bir hal almıştır. Vakit kaybetmeye mahal vermeden, ‘Taban Ekonomisi’ kaideleri ile adil bölüşüm ilkeleri ve değersayımının tarımsal faaliyetler üzerinde icraata geçirilmesi; akabinde, tüm memleketin ekonomik modeli haline getirilmesi elzemdir, hayati derece önemlidir!
Şöyle bir zihnimizi yokladığımız takdirde, para denen itibari kâğıdın yenip içilmeyen bir şey olduğunu, ancak ve ancak bir mübadele aracı olduğunu pekâlâ anlayabiliriz. Paranın kullanımındaki amaç ise, yaşamın temel odağındaki tarım ve hayvancılık meselesinin kendisidir ve insanoğlu var olduğundan beri bu böyledir.
Kaldı ki, Anadolu’muz, bağrında faizsiz sistemi “tereyağından kıl çeker gibi” kurabilecek plan, proje ve şuur sahibi ekip ve kadroları her daim barındırmaktadır.
Binaenaleyh, bir meşgale değil, bizlerin en öncelikli vazifesi olarak gördüğümüz memleketimizin tarım ve hayvancılık davası için, “her şart ve koşulda var olsun!” diyerek yoluna revan olduğumuz bu mücadelede; gayret bizden, takdir ve tevfik Allah’tandır…
Mücadeleye devam!
Ves’selâm.

Emre KESKİN
Ziraat Yüksek Mühendisi